Mizah Dergileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mizah Dergileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.8.11

Online Mizah Dergileri

Mizah dergisi çıkarmak mali açıdan külfetli ve riskli bir iştir. Bugüne kadar Türkiye'de bir kaç sayı yayımlanıp kapanan mizah dergisi çoktur. Günümüzde internet sayesinde bu engeller aşılabilir görünüyor. Internet ortamında yayın yapmak (sadece mizah alanında değil, diğer alanlarda da) sınırlı bir teknik bilgiyle dahi mümkün. Zaman zaman, "hard copy" olarak basıl(a)mayan, sadece internet ortamında yayın yapan mizah dergilerine rastlıyorum. Aşağıda bu dergilerden bir kaç örnek bulabilirsiniz.

Bu dergilerin çoğu oldukça amatörce hazırlanmış ve bir kaç sayı çıktıktan sonra sanal ortamın karanlıklarında kayboluyor ama ne olursa olsun, eskiden yoktu böyle bir mecra, bu yüzden önemsiyorum online mizah dergilerini. Okuyucuya bir şekilde ulaşmak yazarları-çizerleri besleyecektir ve aralarından mutlaka yeni yetenekler çıkacaktır.

http://www.puhuudergi.com/
http://kangurudergisi.tr.gg/Dergi-Arsivi.htm
http://www.kuduz.org/

28.7.11

Sulh Programı

Karikatür dergisinin 20 Mart 1947 tarihli sayısından bir alıntı. Savaş yıllarında, kağıt sıkıntısı var, mürekkep sıkıntısı var... Dergi savaş ertesinde artık derginin renkli basılabileceğini müjdeliyor okurlarına.

23.10.09

Yahya Kemal Portresi

Edebiyatçılar sık sık portre karikatürlerinin konusu olmuştur. 25 Nisan 1946 tarihli Karikatür dergisinin 539. sayısından, Kozma Togo imzalı nefis bir Yahya Kemal Beyatlı portresi...


29.8.09

Yeniden Çizilen Karikatürler

Gazetelerde veya dergilerde çizen karikatürcüler sık ve çok çizmek zorunda oldukları için zaman zaman aynı simgeleri, kompozisyonu, tipleri farklı bağlamlarda tekrar kullanabilirler. Bu konuda aklıma gelen ilk isimlerden biri Turhan Selçuk. Selçuk farklı zamanlarda aynı karikatürü biraz değiştirerek veya aynen yeniden çizmiştir.

Yasin Kayış'ın Demokrat Parti Döneminde Siyasi Karikatür kitabını incelerken karşıma çıkan bir karikatür (s. 193) bana Tef dergisinde yayımlanan bir karikatürü çağrıştırdı. İki karikatür de Bedri Koraman'a ait. Espri esas olarak aynı; çizim de büyük ölçüde benzeşiyor. Ancak asıl ilginç olan, ilk karikatürün Demokrat Parti döneminde, ikincisinin ise 27 Mayıs 1960 Müdahalesi sonrasında çizilmiş olması.


Taş, 18 Aralık 1958

Tef, 21 Temmuz 1960

Demokrat Parti Döneminde Siyasi Karikatür (1950-1960)


Yasin Kayış 'ın "Demokrat Parti Döneminde Siyasi Karikatür (1950-1960)" isimli kitabını okudum. Öncelikle karikatür konusundaki bilimsel çalışmların artması beni çok mutlu ediyor. Türk karikatürü daha da fazlasını hak ediyor, bu tür çalışmalar mutlaka çoğalmalı.

Kayış'ın kitabı oldukça özenli bir çalışma; keyifle ve ilgiyle okudum. Dönemin önemli dergileri hemen hemen eksiksiz taranmış; üslubu akıcı; dilbilgisi ve akademik yazım kurallarına uyulmuş. Bu kitabım karikatürlerle ilgilenenlerin kütüphanelerinde mutlaka bulunması gerek.

Bununla birlikte, yapıcı olması dileğiyle, bir kaç noktaya değinmek istiyorum:

Kitabın şekli açıdan eleştirilecek bir yönü, metin içinde kullanılan görsel malzemenin kalitesinin düşüklüğü; keşke o harika karikatürler daha güzel basılabilseydi. Maalesef bu sorun bu tür kitaplarda hep karşımıza çıkıyor. Dergi koleksiyonlarına ulaşmanın ve bunları kopyalamanın güçlüğü göz önüne alındığında, bu bir "eleştiri" değil belki bir "temenni" olarak kabul edilebilir.

Eleştirilecek bir diğer şekil eksikliği ise, kullanılan karikatürlerin metin içindeki referanslarının zaman zaman ya hiç verilmemesi, ya da referanslarda kaymalar olması. Bu, metin içinde örnekler üzerinden yapılan tartışmaları izlemeyi güçleştiriyor.

Kitabın içeriğine gelince; Beni en çok düşündüren şu oldu: Demokrat Parti dönemiyle igili bir çalışma yapılırken dönem analizi hep bir-iki belli kaynak esas alınarak yapılıyor. Oysa ki, bu dönemi sağlıklı analiz edebilmek için DP'yi eleştirenler kadar onu destekleyenlerin de fikirleri üzerinde durmak gerekiyor. Tek yanlı bir bakış açısıyla, siyasi ve tarihi analiz, zaten DP'ye karşı olan karikatürlerin altyazısına dönüşüyor. Aynı şey II. Abdülhamid için de söz konusu. II. Abdülhamid ile ilgili karikatürler analiz edilirken Jön-Türklerin yarattığı "Kızıl Sultan" imajı üzerine fazla bir şey eklenmiyor. Oysa bir de madalyonun öbür yüzü var. Galiba burada şunu unutmmak gerekiyor; Karikatürcü her zaman bir çatışmanın tarafı. Dolayısıyla karikatürcünün tavrını, konumunu, katkısını değerlendirirken öncelikle bu çatışmayı iyi analiz etmek gerekiyor. Kitapta dönemin temel çatışma noktalarına ilişkin lehte ve aleyhte görüşlere yer veren bir bakış açısının izleri gözleniyor ancak fikrimce özellikle kullanlan temel kaynaklar "DP fenomeni"ni açıklamakta yetersiz kalıyor.

Örneğin, DP dönemindeki birbirine karşıt fikirler için şu kaynağa bakılabilir:

H. Bayram Kaçmazoğlu, Demokrat Parti Dönemi Toplumsal Tartışmaları, Cağaloğlu, İstanbul, Birey Yayıncılık, 1988.

İletişim yayınlarından çıkan Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce serisi de ufuk açıcı.

Bunu dışında kitapla ilgili notlarım şunlar:

* "Zafer" gazetesi analiz edilirken: "...[ü]zerindeki yazılardan Amerikan kökenli olduğu anlaşılan..." "Ferdi Amca'nın Maceraları"ndan söz edilmiş (s. 47). Bu, 1937 yılında Danimarkalı animatör Henning Dahl Mikkelsen tarafından yaratılan ve Avrupa'da çok sevilen bant-karikatür serisi "Ferdinand". Sonraları Amerika'da da yayımlanmış ama doğum yeri Avrupa. Bildiğim kadarıyla bugün bir başka çizer tarafından çiziliyor ve yayımlanmaya devam ediyor.

* DP'nin propagandasını yapan "Köylü Gazetesi"nde yayımlanan imzasız karikatürlerin Kozma Togo'ya ait olduğu söylenmiş. (s. 47, dn. 43). Bu bilginin kaynağı gösterilmemiş. Togo bir dönem bu gazetede çizmiş olabilir ama kitapta da yer alan bu gazetedeki bazı çizimler incelendiğinde Togo'ya ait olmadığı sonucuna varılabilir. Örneğin, sayfa 75'te yer alan 40 numaralı karikatür oldukça amatör bir çizgiyle çizilmiş gibi; Togo usta bir çizer, söz konusu karikatürde göze batan anatomi hatalarını yapmış olabilir mi? Belki Togo zaman zaman karikatürleri taşeron bir çizere çizdiriyordur. Sonuçta bence bu bilginin teyid edilmesi gerekiyor.

* "Karakedi" ve devamı niteliğindeki dergilerde çizen bazı çizerlerin, dergilerin hiçbi sayısnda karikatürcülerin künyeleri hakkında bilgiye rastlanmadığı için, tam adları verilmemiş (s. 138). Bilebildiğim kadarıyla bu isimler şunlar: Yalçın Çetin (Tüzecan da olabilir), (Osman) Filiz, Atilla (Bayraktar), Niyazi (büyük ihtimalle Yoltaş), Taner (Bu çizeri hakkında benim de bilgim yok).

* Menderes için; ilk defa bir başbakanın kadın kılığında çizildiği yazılmış (s. 208). Daha önce, "Akbaba"da İnönü'nün kadın kılığında karikatürleri çizilmişti ancak İnönü bu karikatürlerde müşvik bir anne olarak tasvir edilmişti.

Son söz: Siyasi muhalefet ve karikatür konusu analitik bir kavramsal çerçeve içerisinde ele alınmaya çok müsait. Bu konuda yabancı literatürde yapılmış pek çok çalışma var. Umarım Kayış elindeki değerli birikimi ileride bu tür bir kavramsal çerçeve bağlamında okurlara farklı bir biçimde de sunar.

Yasin Kayış, Demokrat Parti Döneminde Siyasi Karikatür (1950-1960), Libra Kitapçılık ve Yayıncılık, İstanbul, Temmuz 2009.

2.8.09

İrfan Sayar Söyleşisi

Türk mizah tarihine ışık tutacak bir söyleşi (Express, Sayı: 2007/12, ss. 42-43):
GIRGIR'DAN HBR MAYMUNA KISA ZİHNİ SİNİR TARİHİ

Felsefenin yerini psikoloji alınca

Oğuz Aral'la ilgili ilk izlenimleriniz nasıldı?

Ben 20'lerin başındaydım, Oğuz abi 40'a yakındı. Çok etkilenmiştim. Sarhoş gibi oluyor insan. Gırgır'm çalışma ortamı iş yeri gibi değildi, ev gibiydi. Oğuz Aral'la aramızda hemen bir abi-kardeş ilişkisi başladı.

Çalışma düzeni nasıldı?

Gırgır'ın olduğu alanda, Oğuz abinin ve bir de çizerlerin olduğu oda vardı. Engin Ergönültaş "Zalim Şevki"yi çiziyordu. Nuri Kurtcebe, Mehmet Polat ve diğer espri bulucular da oradaydı. Oğuz abi karakalem çiziyordu, çinilemesini İlban abi (Ertem) yapıyordu. Engin'le çok samimi olduk. Hasan Kaçan belli günler gelen karikatürcüler arasındaydı. Sonra, Latif (Demirci), Sarkis (Paçacı) ve Behiç (Pek) geldi. O sıralarda biz seçiyorduk karikatürcüleri ve Yavuz Taran'ı keşfettik. Ekip tamamlanınca, Üsküdar'da benim evde takılmaya başladık.  Gırgır'dan ayrılıp çıkardığımız Mikrop'un ilk sayısını da o evde hazırladık.

Oğuz Aral Mikrop "darbe"sini nasıl karşıladı?

Şok oldu önce, ama hiç ters davranmadı.

Mikrop, Gırgır'dan daha politik, daha sol bir dergiydi...

Gırgır daha çok MAD gibiydi. Biz daha soldaydık, hatta TKP sempatizanıydık. Örgütsel bir ilişkiye girmedik, işin daha çok felsefî tarafına yöneldik. Birlikte olduğumuzda bu konular üzerine çok konuşmazdık. Genellikle sabaha kadar poker oynardık.

Mikrop neden kısa sürdü?

Az kişiydik, haftada üç gece sabahlıyorduk, çok yoruluyorduk. Satış da azdı, bugünkü dergiler kadar satıyorduk. O zamanlar, bir mizah dergisinin 90 bin satması rezaletti. Şimdi bakıyorum, 30 bin bile iyi rakammış. Mikrop kapanınca, çalışmak için sadece Gırgır kaldı, ama gidemiyoruz. Hasan Cağaloğlu'nda, Gırgır civarında dolaşıyor devamlı. Kendini gösteriyor. Bu yöntem işe yaradı. Oğuz abi bizi çağırdı ve Gırgır'da tekrar başladık. Son derece dostane, sanki hiçbir şey olmamış gibi davrandı Oğuz abi. Nerede, neyi yanlış yaptığımızı, eleştirilerini söyledi. Sonra, 12 Eylül oldu, askerlik geldi. Önce Engin gitti, sonra da ben. Askerlik sonrasında, Engin ve Sarkis Fransa'ya gitti. Ben Manisa'ya döndüm, evlendim. Oğuz abiye telefon edip tekrar çizmek istediğimi söyledim. Dışarıdan çizmeye başladım Zihni Sinir'i. O arada kızım oldu ve İstanbul'a dönmeye karar verdim. Gırgır'a yeniden başladığımda her şey değişmişti. İşler büyümüş, aile yapısının yerini kurumsal bir yapı almıştı. Bu kurumsallaşmadan kaynaklanan hoşnutsuzluklar vardı. Bu arada, Latif, yeni bir dergi çıkarmak istiyorsak, Ercan Arıklı'nm bu işe girmeye hazır olduğunu söyledi. Ve Hıbır macerası başladı.

Oğuz Aral'ın haberi var mıydı?

Yoktu. Bu arada, Haldun Simavi Gırgır'ın isim hakkını Ertuğrul Akbay'a verdi. Oğuz abi de durumdan çok hoşnutsuzdu, "başka bir isim altında bizim evde dergi çıkartacağız" demişti. Yani Hıbır'ı çıkartmamış olsaydık, Oğuz abinin sonradan çıkardığı Avni'de çalışacaktık. Hıbır'ı çıkararak Gırgır'ı biz yok ettik gibi bir intiba oluştu. Halbuki sebep, Simavi'nin Gırgır'ın isim hakkını Ertuğrul Akbay'a vermesiydi.

Hıbır, Mikrop gibi olamadı...

O dönemde politik ortam yoktu. Felsefenin yerini psikoloji almıştı. Ve herkes kendi köşesini çiziyordu.

Hıbır nasıl bitti?

İşler karıştı ve derginin Ahmet Özal'a satılmasına kadar vürüdü mesele. Ben işlerin o raddeye gelmemesi için dörtlü bir yönetim modeli önermiştim. Öncelikle, aramızdaki yönetim dörtlüsünün kırılmaması için uğraştım. Yönetim aramızdan bir kişiyle iletişime geçip diğerlerini safdışı bırakmak istiyordu. O dönemde, Hasan'la çok kötü kavga ettim, çünkü dörtlüyü kırdı. Sarkis'e, Almanya'dan dönerse yönetimde olacağına söz vermiştik. Sarkis geldi, ama Hasan onu istemiyordu. Sarkis Ermeniliğini öne çıkarmıştı, Hasan'da da Türk milliyetçiliği başlamıştı. Yani böylesine saçma, yapımıza uymayacak bir gelişme vardı ortada. Sonra, ben istifa ettim Hıbır'dan ve HBR Maymun'u çıkarmaya başladık. HBR Maymun 3-4 sene çıktı ve kapandı. Benim son dergi maceram da HBR Maymun oldu.


1.8.09

Türk karikatürünün "hal-i pür melali"


Gırgır dergisinin bu haftaki sayısında (29 Temmuz-5 Ağustos 2009, Sayı: 30) yayımlanan Erdoğan Oğultekin'in bir karikatürü dolayısıyla, Türk karikatürünün "hal-i pür melali"ni bir kez daha düşündüm. Aslında karikatür tek başına her şeyi anlatıyor, yoruma gerek yok...

8.4.09

Mizah Dergilerinin Birinci Sayıları-II

Bu kez "Gırgır-Sonrası" dönemden iki dergi; "Limon" ve "Hıbır". Bu iki dergi ("Limon", "Leman"a; "Hıbır", "H.B.R. Maymun"a dönüştükten sonra da) mizah dergisi piyasasına uzun süre hakim olmuştu...


Limon

Sayı 1, 14 Mart 1986, Sahibi: Mehmet Ali Yılmaz; Genel Yönetmen: Nevzat Ünlü; Yayın Kurulu: Can Barslan, Gani Müjde, Alptamer Ulukılıç, Şükrü Yavuz; Sorumlu Yayın Müdürü: Murat Kürüz


Hıbır
Sayı 1, 4 Mayıs 1989, Sahibi: Gelişim Yayınları AŞ ve Süreli Yayınlar AŞ Yönetim Kurulu Başkanı: Asil Nadir; Yönetim Kurulu Başkan Vekili: Ercan Arıklı; Yönetim Kurulu Başkan Vekili: Fatih Görgülü; Yayın Kurulu: Latif Demirci, Ergün Gündüz, Hasan Kaçan, İrfan Sayar; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Muamer Barutçu; Mizah Yazı Sorumlusu: Atilla Atalay

Mizah Dergilerinin Birinci Sayıları-I

Unutulup gidiyor... Tarihe not düşmek amacıyla Türk karikatür tarihindeki bazı önemli dergilerin birinci sayılarının kapaklarını postalıyorum. İlk olarak 1970'li yıllarda çok satan üç dergi: "Gırgır", onun "kardeş"i "Fırt" ve bu iki dergiye rakip olarak düşünülen "Çarşaf"... Bir de "Gırgır"dan ve "Fırt"tan ayrılan genç bir kadro tarafından çıkarılan ama fazla yaşamayan bir dergi; "Mikrop"...


Gırgır
Sayı 1, Veb Ofset İleri Matbaacılık Anonim Şirketi Adına Sahibi: Haldun Simavi; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Yüksel Baştunç; Müessese Müdürü: Kemal Kınacı


Fırt
Sayı 1, 16 Mart 1976, Veb Ofset İeri Matbaacılık AŞ Adına Sahbi: Haldun Simavi; Sorumlu Müdür: Kemal Kınacı


Çarsaf
Sayı 1, 17 Aralik 1975, Sahibi. Erol SImavi, Genel Müdür: Nezih Demirkent, Genel Yayın Müdürü: Çetin Emeç; Sorumlu Müdür: Semih Balcıoğlu


Mikrop
Sayı 1, 23 Mart 1978, Süreli Yayınlar Anonim Şirketi Adına Sahibi: Ercan Arıklı; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Engin Ergönültaş; Müessese Müdürü: Cumhur Çinpolat

14.12.08

Mizah Dergileri Mezarlığı

Mizah dergileriyle ilgili düşünürken arşivimi yeniden gözden geçirdim; sadece bir ya da iki sayı yayımlanmış ne kadar çok mizah dergisi var. Cemal Süreya demiş ya: "bir dergi gibidir benim hayatım, bu yüzden ölmem, batarım"; mizahçılarınki de o hesap; batıyorlar ama yine de hep bir yerlerden çıkıp geliyorlar. Kendisi de bir kaç sayı yayımlanıp batmış olan "Çafçaf" dergisinde gördüğüm aşağıdaki karikatür söze gerek bırakmıyor...

13.12.08

Gazetelerin Ek Olarak Verdikleri Mizah Dergileri

Türkiye'de mizah dergileri, bir gazete veya basın-yayın kuruluşunun bünyesinde yer alsa da, esas olarak bağımsız yayımlanmıştır, ancak mizah tarihimizde, gazetelerin ek olarak verdiği mizah dergilerine de rastlamak mümkün. İlk akla gelen isim "Gırgır"; "Gün" gazetesinin eki olarak yayın hayatına başlayan "Gırgır" daha sonra bağımsız olarak yayımlanmaya başladı ve Türkiye'nin en çok satan mizah dergisi oldu. Aklıma gelen bu tür bir başka mizah dergisi, "Sabah" gazetesinin eki "Dolmuş". Bir de yakın zamanlarda "Milliyet"'in verdiği "Kirpi" var... Bu tür dergiler tutarsa, "Gırgır" örneğinde olduğu gibi bağımsız dergi olarak yollarına devam ediyor ama genellikle tutmuyor ve ömürleri kısa oluyor...


Gırgır, Sayı 1, 13 Ağustos 1972, Veb Ofset İleri Matbaacılık Anonim Şirketi Adına Sahibi: Haldun Simavi; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Yüksel Baştunç; Müessese Müdürü: Kemal Kınacı.

Dolmuş, Sabah Gazetesiyle Parasiz Verilir, Sayı 1, 18 Ocak 1986, Yönetmen: Muzaffer Abayhan.

Kirpi, Miliyet'in Ücretsiz Haftalik Mizah Dergisi, Sayı 1, 8 Haziran 2003, Milliyet Gazetecilik AŞ Adına Sahibi: Aydın Doğan, Genel Yayın Yönetmeni: Mehmet Y. Yılmaz; Yayın Yönetmeni: Yalvaç Ural; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Eren Güvener; Yayın Koordinatörü: Orhan Alev.

Güncelleme: Yorumuyla katkıda bulunan Devrim Gür'e hatırlattığı için teşekkür ederim; bir de "Günaydın" gazetesinin verdiği "Laklak" dergisi vardı.

5.11.08

Bahadır Baruter

Bahadır Baruter'in "Ruhaltı" kitabını (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008) karıştırıyorum... Kitapta Baruter'in daha önce "Lemanyak" ve "Lombak" dergilerinde yayımlanan çizimleri yer alıyor.

Baruter Türk karikatürünün en önemli ustalarından biri. Baruter'in "Ruhaltı"nda, "Klasik Disney Üslubu"nun kıvraklığını ve Alman çizer "Hans-Georg Rauch"un detaycılığını görüyorum. Ama hepsinin ötesinde, kuşkusuz, çok sağlam bir resim bilgisi...

2.9.08

Karikatürler Arasındaki Benzerlikler

Karikatürcüler zaman zaman aynı esprileri bulur. Bu, çoğu zaman "espri çalma" biçiminde olmaz. Karikatürcü bir zaman, bir yerde, bir karikatür görür ve büyük ihtimalle onu görüntü olarak hafızasında saklar; gün gelip aynı espriyi bulduğunda artık o esprinin bir başkasına ait olduğunu hatırlamaz. Fikrimce, aşağıdaki karikatürler arasındaki benzerlik bu şekilde açıklanabilir.



Bill Lee



Selçuk Demirel

Mizah dergilerini tararken gözüme ilişen örnek ise daha ilginç... Çünkü bu karikatürler aynı hafta yayımlanan dergilerde çıkmış. Dolayısıyla çizerlerin birbirlerinin işlerini önceden görme ihtimali zayıf. Herhalde, bu tür benzerlikler de, günümüzde mizah dergilerinde espri bulma tekniklerinin formülleştirilmiş olmasıyla açıklanabilir.



Can Barslan, Leman, Sayı: 2007/06



Cihan Ceylan, Fermuar, Sayı: 2007/05

15.8.08

Mizah Dergilerindeki Adaptasyonlar

Mizah dergilerindeki bazı köşelerin, yabancı mizah dergilerindeki köşelerden "adapte" edildiğini görmek beni şaşırtmıştı. Aşağıya sadece iki örnek koyuyorum; bu örnekler çoğaltılabilir.

Fırt dergisindeki "Evrim Teorisi", Fransız karikatürcü Siné tarafından çizilen seriye benzer.





Çarşaf dergisinde yayımlanan "Kılıfsız Sorulara Tükürüksüz Cevaplar" köşesi, MAD çizeri Al Jaffee'nin "Snappy Answers to Stupid Questions" başlıklı köşesinin Türkçe versiyonudur.


Snappy Answers to Stupid Questions, by Al Jaffee